Blog: Tarımda İnovasyona Neden İhtiyaç Var?

Globalleşmenin de etkisiyle zirai gıda sektörünün ve entegre tedarik zincirlerinin gelişimi, teknolojik ve kurumsal yenilikler, çevreye olan etkiler ile birlikte tarımın kapsamı çok daha genişlemiş durumdadır.

Ek olarak, son yıllarda global olarak yaşanan finansal krizler, mevcut olarak kullanılan büyüme modellerinin ve takip edilen tarım politikalarının uygulanabilme ve sürdürülür olma açılarından zaafiyet taşıdıklarını göstermektedir. Bu sebeplerle yeni yapısal çözümlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu gelişmelere karşılık, modern büyüme teorisi, ekonomik kalkınmanın motorunun teknolojik değişiklik olduğunu belirtmektedir. Teknoloji kullanımının kırsal kalkınma ve yoksulluğu azaltma yönünde de önemli katkılarının olacağı sıklıkla belirtilmektedir. Bu hedeflere ulaşabilmek ve yukarıda bahsedilen değişiklikleri gerçekleştirebilmek için temel araçlar arasında bilim, teknoloji ve mühendislikteki gelişmelerden faydalanmak yer almaktadır.

Yukarıda bahsi geçen gelişmeler dünya ülkelerini etkilediği gibi Türkiye’yi de önemli ölçüde etkilemektedir. Dünya ekonomilerinde teknoloji kullanımının rekabetin belirleyici unsurlarından biri olması ve tarım sektörünü de yakından ilgilendirmesi sebebiyle, teknoloji kullanımının tarımın büyüme ve istihdam etkilerinin yanısıra özellikle kırsal kalkınma ve yoksulluğun azaltılmasına yönelik katkıları da önemlidir. Ek olarak, sürdürülebilir ve çevreye duyarlı tarımsal üretim nasıl gerçekleştirilebilir sorularına da cevap bulunması önem kazanmıştır.

İnovasyon sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlayabilecek en önemli araçlardan biridir ve özellikle çevre dostu inovasyonlar vasıtasıyla sadece üretime yönelik etkinliğin artırılması değil doğal kaynakların etkin kullanımı da mümkün olabilecektir. Dünyada değişen ekonomik, politik ve ekolojik koşullara bağlı olarak, inovasyonlar vasıtasıyla zincir içerisinde işlenmemiş hammaddeye değer katılması, üretim sonrası ise gıdanın işlenmesi, paketlenmesi, saklanması, ulaştırılması, dağıtılması ve gıda güvenliğinin sağlanması da mümkün olabilmektedir. Neticede, tarımda teknoloji kullanımı bahsi geçen süreçler ile birlikte etkin üretimi sağlayarak büyüme ve kalkınmayı hızlandırıcı ve bir etkiye sahiptir. Teknoloji kullanımının ve inovasyonun nihai etkisi de kırsal kalkınma vasıtasıyla yoksulluğun azaltılması şeklinde gerçekleşebilecektir.

Türkiye’de son yıllarda inovasyon yönünde sergilenen performans değerlendirildiğinde, her ne kadar yine son yıllarda bir ivme kazanılmış olsa da, elde edilen çıktı arzu edilen seviyede olmamaktadır. Hem AR-GE hem de yayım açısından toplum üzerinde etki yapacak seviyede inovasyon gerçekleşmemektedir. Türkiye’de kamuya düşen temel görev inovasyonun ortaya çıkmasını sağlayacak altyapıyı hazırlamak, yenilikleri teşvik için ilgili finansal ve hukuksal zemini ve özellikle de kurumsal yapıyı oluşturmak ve teşvikler vasıtasıyla ekonomik yönden de inovasyonların ortaya çıkmasını desteklemektir. Türkiye’de tarım sektörü ve inovasyon kapasitesi ve uygulamaları hakkında detaylı araştırmalara da ihtiyaç duyulmaktadır. Özellikle hangi şartlar altında çiftçilerin yeniliklere yöneldiklerini tespiti, ortaya çıkacak yenilikçi çiftçi profillerinin incelenmesiyle birlikte oluşturulacak politikaların başarılı olmasına da katkıda bulunacaktır.

İnovasyon hakkında özellikle teknoloji kullanımına yönelik zihniyetin oluşması önemlidir. Hem AR-GE ve yayım hem de kullanıcı olan çiftçilerin gözünde inovasyonun geliştirilmesinin ve uygulanmasının Türkiye tarımına yapacağı potansiyel katkıların net olarak algılanması gerekmektedir. AR-GE hedefi sadece ayrılan yüzdesel bütçe ya da tutturulması gereken sayılar olarak düşünülmemeli, bilimin topluma yapacağı katkıları Türkiye tarımsal üretiminin sürdürülebilir şekilde devam etmesi için en önemli unsurlardan olduğu kavranmalıdır.

Tarımda üretkenliğin artırılması ile sektörün temel hedefleri arasında yer alan çiftçi gelirinin artması, yoksulluğun azaltılması ve kırsal kalkınmanın sağlanması ulaşılamaz hedefler değildir. Türkiye’de tarım sektöründe ve gıda zincirinde yer alan hem küçük çiftçilerin hem de kurumsallaşmış şirketlerin gelirlerinin artması ülke içindeki sosyal refahın da önemli ölçüde artması demek olacaktır. Prodüktivitenin artırılması ve yoksulluğun kırda kalkınma ile azaltılması hedeflerine ulaşılması için ihtiyaç duyulan detaylı ve kapsamlı analiz ve planlardır. Doğal kaynakların etkin kullanımı, gıda güvencesi, iklim değişikliklerinin etkileri düşünüldüğünde vakit kaybetmeden uygulamaya geçilmesi zaruri hale gelmektedir.